HABERLER

4 Kasım 2005 Kıbrıs Gazetesi

Jeoloji Dairesi Müdürü Mustafa Alkaravlı, ülkemizde deprem riski bulunmasına karşın dairesinin devre dışı olduğunu açıkladı:

Deprem uyarısı

Jeoloji Dairesi Müdürü Mustafa Alkaravlı, Kıbrıs'ın deprem ve tsunami tehtidi altında olduğunu belirtti ve zemin etüdü yapılmayan inşaatların büyük risk taşıdığı uyarısında bulundu

KKTC İçişleri Bakanlığı'na bağlı Jeoloji ve Maden Dairesi Müdürü Mustafa Alkaravlı, Kıbrıs'ın deprem riski altında bulunduğuna dikkat çekerek binaların inşa edileceği alanlar üzerinde mutlaka zemin etüdü çalışması yapılması gerektiğini ve bu konuda Jeoloji ve Maden Dairesi'nin de söz sahibi olması gerektiğini söyledi.

Alkaravlı, zemin etüdünün, inşaat yapılmadan önce özellikle imara yeni açılacak yeni bölgelerde veya daha önce zemin problemi yaşanan yerlerde olmasının sağlıklı yapılaşma için kaçınılmaz bir gerek olduğunu vurguladı.

TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan Jeoloji ve Maden Dairesi Müdürü Mustafa Alkaravlı, özellikle Annan Planı'ndan sonra Kuzey'de çok hızlı bir yapılaşma olduğuna, Girne dağlarının Kuzey ve Güney yamacına ve hatta bazen dere yatakları içerisine evlerin yapıldığına dikkat çekerek "Bu çok tehlikeli bir olay, herhangi bir heyelan durumunda akışa geçen yağmur suları yapılan konutlara çok büyük zarar verebilir" dedi.

"Bina yapımında dairemize görüş sorulmuyor"

Hızlanan yapılaşmalara rağmen Jeoloji ve Maden Dairesi'ne şu ana kadar hiç bir görüş sorulmadığını vurgulayan Alkaravlı, sadece yeraltı su kaynakları üzerindeki herhangi bir yapılaşmanın gündeme gelmesi halinde katkı koyan bir birim haline geldiklerini belirtti.

"Kıbrıs'ta deprem ve tsunami olasılığı göz ardı edilmemeli"

Kıbrıs'ta deprem ve tusunami olasılığının göz ardı edilmemesi gerektiğinin vurgulayan Alkaravlı, "Belki yüzyılda bir kere olan bir olaydır ama olduğunda da derin yaralar açabilir. Olmayacak diye bir şey yok"dedi.

Binaların yapımında mutlaka depremsellik için bir emniyet payı bırakılması gerektiğine dikkat çeken Alkaravlı, özellikle Planlama ve İnşaat, Şehir Planlama Dairesi, İnşaat mühendisler Odası, Mimarlar Odası gibi birimlerin bir araya gelip bir afet yönetmenliği hazırlaması gerektiğini vurgulayarak, yapılaşamalarda varolan risklerin en aza indirgenmesinin çok yararlı olacağını kaydetti.

Özellikle zeminin yumuşak olduğu yerlerde çok katlı binaların yani otel, hastane, okul gibi kamuyu ilgilendiren yerlerin yapımından önce mutlaka zemin etüdü çalışması yapılması gerektiğine değinen Alkaravlı, yapılan çalışmaların toprağın hem genel yapısı hakkında, hem sertliği, yumuşaklığı ve hem de taşıyıcılığının bilinmesi için gerekli olduğunu vurguladı.

Kuzey Kıbrıs'ta genellikle toprağın yapısının "Alçı taşı", "Cibs" veya halk arasında "Garga Tuzu" denen formasyonda olduğunu söyleyen Alkaravlı, yeraltı su seviyesinin alçalması ve yükselmesiyle toprak içerisindeki malzemenin erime özelliği gösterdiğini vurguladı. Onlarca veya yüzlerce yıl içerisinde toprak içerisindeki malzemenin eridiğine dikkat çeken Alkaravlı, belli bir müddet sonra toprağın altında mağara gibi göçme boşlukların oluşabileceğini belirtti.

"Yerin altında göçme boşluklar oluşuyor"

Yerin altındaki mağara oluşumları sırasında meydana gelen boşluklar, toprağın üzerinde yapılan yapının sağlamlığını birinci dereceden etkileyebileceğini vurgulayan Alkaravlı, "Yerin altında bir boşluk oluşur, en küçük bir sallantı veya sarsıntıda toprak çökeceği için üzerindeki yapıya büyük ölçüde zarar verebilir" dedi. Zemin etüdü çalışmasıyla göçme boşlukların olduğu yerlerin tespit edildiğine dikkat çeken Alkaravlı, Beyarmudu, Cihangir-Minareliköy arasında kalan zeminin altında oluşan göçme boşlukların halka birer örnek olması gerektiğini kaydetti.

"Dağ eteklerindeki yapılaşmaya dikkat"

Yapılaşmada özellikle dikkat edilmesi gereken bir diğer hususun dağ eteklerine yapılan inşaatlar olduğuna dikkat çeken Alkaravlı, zeminde yamaç molozu denilen iyi tutturulmamış formasyonlar olduğunu ve üzerindeki yapıyı doğrudan etkilediğini belirtti. Dağ eteklerinde kil adı verilen geçirimsiz bir tabaka olduğuna değinen Alkaravlı, kilin kış aylarında suyla reaksiyona girmesi halinde genişleme, yaz aylarında da bünyesindeki suyu verip büzülme hareketi yaptığını söyleyerek, hareketlenmelerden dolayı da üzerindeki yapıyı etkilediğini kaydetti.

Güngör köyü ve Değirmenlik arasındaki toprak yolda bulunan elektrik direklerinin 70-75 derece kadar yattığını gözlemlediklerini belirten Alkaravlı, "Bu sebepten herhangi bir depremde binalarda çok büyük zarar meydana gelebilir" dedi.

Jeoloji ve Maden Dairesi olarak tüm Kuzey'in toprak yapısını bildiklerini vurgulayan Alkaravlı, daireye başvurulması halinde bina yapımından önce herkesin toprak zemini hakkında bilgi alabileceğini, belirtti. Alkaravlı, ayrıca yapılan bir zemin etüdü çalışmasından dolayı halktan ücret talep edilmediğini kaydetti.

"Yıllar önce adada 16 yıkıcı deprem meydana geldi"

Tarihsel kaynaklar ve arkeolojik bulgulara dayanarak, geçmişte oluşan şiddetli depremelerden Kıbrıs'ın sarsıldığını ve çok sayıda deprem sonucunda şehirlerin tahrip olduğunu bildiklerini söyleyen Alkaravlı, millattan önce (MÖ) 26 ile millattan sonra (MS) 1900 yılları arasında, Mercalli ölçeğinden uyarılmış olan, en az 8 şiddetinde 16 yıkıcı depremin meydana geldiğini söyledi.

"Deprem yönünden en aktif yer Baf"

Kıbrıs'ın sismik yönden hareketli bir bölgede yer aldığına değinen Alkaravlı, bütün adanın olası bir depremden etkilenebileceğini kaydetti. Kıbrıs'ın depremler yönünden en aktif kesiminin Baf olduğunu vurgulayan Alkaravlı, Baf'tan Limasol'a ve oradan da Larnaka ve Mağusa'ya uzanan kıyı şeridi üzerinde fay olduğuna dikkat çekti.

Baf'taki toprak yapısının incelendiğini ve bilindiğini söyleyen Alkaravlı, Baf'ın toprak yapısından dolayı Kıbrıs'ta en büyük deprem riski taşıyan yer olarak bilindiğini kaydetti. Kıbrıs'ın deprem haritasının incelendiğini ve Baf bölgesinde hem denizin içerisinde fay hattı, hem de toprağın sıvılaşmaya müsait olmasından dolayı iki risk faktörü bulunduğunu vurgulayarak, adada en riskli bölgenin Baf olduğunu, ikinci riskli bölgenin ise Limasol olduğunu belirtti.

Kıbrıs'ta çok büyük yıkıcı bir depremin yaşanmasının beklenmediğine de değinen Alkaravlı, Kıbrıs içerisinde en kötü konumdaki yerin Baf ve Limasol bölgeleri sonra da Limasol Larnaka arası olduğunu ve en iyi konumdaki yerin ise Lefkoşa'dan Karpaz'a kadar uzanan bölge olduğunu kaydetti.

Depremsellik çalışması yapıldı

Lefkoşa kentinin depremselliğiyle ilgili ilk ve en ciddi çalışmanın UNOPS tarafından USAID ve UNDP'nin finansmanıyla yapıldığını açıklayan Alkaravlı, Lefkoşa kentinin deprem riskinin belirlenmesine yönelik yapılan projenin Kuzey ve Güney'de yani iki bölgeli olduğunu belirtti.

Belirlenen zeminde aktif ve olası fay hatlarının belirlenmesine yönelik jeolojik çalışmalar yapıldığına değinen Alkaravlı, fay sistemleri hakkında yeni bilgilerin ortaya çıktığını ve deprem haritalarının hazırlandığını belirtti.

Beyarmudu'nda yeni fay hattı tespit edildi"

Hamitköy'den başlayan ve Haspolat'a doğru devam eden bir fay hattının varlığının belirlendiğini açıklayan Alkaravlı, diğer bir kolun da Karpaz'a doğru gittiğini söyledi. Ayrıca son yapılan çalışmalarda Beyarmudu bölgesinde 2 bin yıllık yeni bir fay hattı tespit ettiklerini söyleyen Alkaravlı, tespit edilen fay hattının bir kolunun Larnaka diğer bir kolunun da Karpaz'a doğru gittiğini belirtti. Alkaravlı, tespit edilen yeni fay hattının üzerinde çalışılmaya değer olduğunu söyledi.

"Geçmiş çağlarda tsunami Kıbrıs'ı da vurdu"

Kıbrıs'ın tarihinde 3,5 hatta 7 kez batıp çıktığı gibi riyavetler olduğunu söyleyen Akaravlı, batıp çıkmanın ötesinde deniz içerisinde oluşan dev dalgaların Kıbrıs'ın belirli bölgelerine kadar
içeriye girdiğini sandıklarını kaydetti.

Endonezya'daki gibi okyanusta oluşan dev dalgaların adaya zarar verdiğine değinen Alkaravlı, bazı bölgelerde 20- 30 ton ağırlığında dev kayaların bulunduğunu ve yapılan incelemeler sonucunda kayaların bölgenin toprak yapısından tamamen farklı formasyonda olduklarının tespit edildiğini belirtti. Kayaların tsunami sonucunda adanın değişik bölgelerine taşındığı varsayımının güçlendiğine değinen Alakaravlı, herhangi bir jeolojik yapılaşmanın olmadığı bölgelerde kıyıdan 2 yüz metre içeride bulunan kayaların açıklamasının ancak şu şekilde değerlendirdiğini söyleyerek, "Tarihsel çağlarda Suriye, Anadolu veya başka taraflardan dev dalgalar bu dev kaya bloklarını taşımış ve Kıbrıs'ın muhtelif yerlerine bırakmış"dedi.

"Ege Denizi içerisinde Kıbrıs'ta tsunami yaratacak fay hattı var"

İleriki yıllarda Kıbrıs'ta tekrar Tsunami olabilme olasılığı hakkında görüş bildiren Alkaravalı, Endonezya depreminden sonra ara bölgede Türk ve Yunan profesörler tarafından bir konferans düzenlendiğini ve yaptıkları ortak çalışmalar sonucunda Ege denizi içerisinde tsunami dalgası yaratabilecek bir fay hattının var olduğunu öğrendiklerini belirtti

Deniz içerisindeki fay hattının harekete geçmesi durumunda Kıbrıs'ı da etkileyebilecek dalgaların oluşabileceği hakkında teorilere sahip olduklarına değinen Alkaravlı, ne kadarının gerçekleşebileceğini tahmin etmenin zor olduğunu vurguladı.

Salamis kentinin defalarca bu dalgaların oluşmasından dolayı deniz altında kaldığını hatırlatan Alkaravlı, deniz içerisinde 6 veya 6.5 ölçeğinde bir depremin ne kadar büyük dalga yaratabileceği ve bu dalganın ne kadar mesafeye gelebileceği ve hangi bölgeyi ne kadar etkileyeceğini ancak simultane gösterilerle yani sadece teorik olarak bildiklerini belirtti.

"İstersek zararı çok aza indirgeyebiliriz"

Olası bir deprem ve tsunamiden korunmanın yollarına da dikkat çeken Alkaravlı, "istersek zararı çok aza indirgeyebiliriz" dedi. Özellikle yapılaşmanın çok önemli olduğunu söyleyen Alkaravlı, toprağın zemininin, niteliğinin, bilinerek hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

Japonya'daki sağlam yapılaşmayı örnek veren Alkaravlı, yaşanan depremlerde çok fazla can ve mal kaybının olmadığına dikkat çekti. Japonların yapılaşmada depremsellik faktörüne önem verdiklerini söyleyen Alkaravlı, Kıbrıs'ta çok büyük deprem olma riski yok diye rahat davranılmaması ve Japonya'yı örnek alarak önceden tedbirli davranılması gerektiğini belirtti.

[ Geri ]
 
 
HABERLER
1.Taş Ocakları Kongresi 12-14 Ocak 2006 tarihinde Lefkoşa
Atatürk Kültür Merkezi'nde yapıldı.
 

Göçeri köyünde içme suyu nitelikli bir su kaynağı bulundu.

Girne'ye saatte 1500 ton su!

 

KKTC'DE Deprem Riski

 
Taş ocakları basamak sistemini kullanacak.
Jeoloji ve Maden Dairesi

Telefon : 0392 228 31 72 - 0392 228 29 19
0392 228 88 18 - 0392 228 88 19
Fax : 0392 227 35 59
Posta Adresi : 16 Ankara Sk.
Lefkoşa / Mersin 10 Türkiye
E-mail : geologyandmines@superonline.com
info@kktcjmd.org

Ana Sayfa | Hakkımızda | Sondaj | Jeoloji | Hidrojeoloji | Jeofizik | Maden

Patlayıcı Maddeler | Makina ve İkmal | Jeokimya - Su Kimyası | Projeler | GIS

Yasalar | Site Haritası | Ulaşım

Copyright 2006 © Jeoloji ve Maden Dairesi
Tüm Hakları Saklıdır.
Designed, Maintained and Hosted by
Kibris.Net