HABERLER

17 Ağustos 2005 Kıbrıs Gazetesi

Çevre Dairesi ile Jeoloji ve Maden Dairesi'nin işbirliğinde yapılan çalışmalar sonucu, ülkemizde faaliyet gösteren taş ocaklarının çalışma sistemlerine yeni uygulamalar getiriliyor

Taş ocakları basamak sistemini kullanacak

DAĞDA BASAMAKLAR OLUŞTURULACAK.....Uygulamaya konan yeni basamak sistemiyle, kırma yapılan veya patlatılan dağın ön görünüşü (ayana), basamak şeklini diğer bir ifadeyle merdiven şeklini alacak. Yeni sistemde, ocakların faaliyetleri sırasında oluşturacakları basamağın yüksekliğinin 10 metre, terk edilirken oluşacak yüksekliğin de 5 metre olması ve üzerinde yürünecek basamağın 2 metreye gelmiş olması hedefleniyor

ÇEVREYE VERİLEN ZARAR AZALACAK.... Basamak sistemiyle çevreye verilen zararın en aza indirilmesi hedefleniyor. Bu şekilde çalışacak olan ocaklar, ekonomik ömrünü yitirip alanı terk ettiği zaman, bölgeyi ağaçlandırmaya uygun hale getirebilecek. Ocaklarda ayrıca, elde edilen taşların kırılması ve elenmesi sırasınsda oluşan tozların havaya ve etraftaki bitki örtüsüne verdiği zararı ortadan kaldırmak için de, su püskürtme sistemi uygulamasına gidilecek

Fazile KÖLE

Ülkemizde faaliyet gösteren taş ocaklarının çalışma sistemlerine yeni düzenlemeler getiriliyor. Çevre Dairesi ve Jeoloji Maden Dairesi işbirliğinde yapılan çalışmalar sonucu, taş ocaklarının kullandığı galeri sistemi kaldırılarak, yerine basamak (teraslama) sistemi getiriliyor.

Faaliyetleri sırasında, en büyük görsel kirliliği yaratan ve etrafındaki bitki örtüsüne zarar veren taş ocakları, artık basamak sistemiyle çalışmalarına devem edebilecek.

Yeni sistemle, kırma yapılan veya patlatılan dağın ön görünüşü (ayana), basamak diğer bir ifadeyle merdiven şeklini alıyor.

Uygulamaya konan basamak sistemiyle, patlatma sırasında yer katmanlarına verilen sarsıntının en aza indirilmesi ve alanın terk edilmesi sırasında oluşturulacak basamakların, ağaçlandırılarak görsel kirliliğin en aza indirilmesi hedefleniyor.

Bununla birlikte, elde edilen taşların kırılması ve elenmesi sırasında oluşan toz ve patriküllerinin, havaya ve etraftaki bitki örtüsüne verdiği zararı ortadan kaldırmak için de çalışmalar yapılıyor. Söz konusu sorunu çözüme kavuşturmak için de, ocaklarda su püskürtme sistemi uygulamasına gidiliyor.

Konuyla ilgili bilgi aldığımız Jeoloji ve Madden Dairesi Müdürü Mustafa Alkaravlı, taş ocaklarının madde elde edebilmesi için yaptığı patlatmalarda, yer katmanlarında sarsıntının oluşmasının ve havaya şok dalgasının yayılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti. Alkaravlı, uygulamaya geçirdikleri yeni basamak sistemiyle yer katmanlarına verilen sarsıntıyı en aza indirmeyi amaçladıklarını vurguladı.

Çevre Dairesi Planlama ve Araştırma Şube sorumlusu Tuncay Aydaş da, taş ocaklarının çalışmaları sırasında çok büyük görsel kirlilik oluşturduklarını söyledi. Aydaş, ortaya çıkan tahribatı uygulanan sistem içinde önlemenin mümkün olmadığını, ancak uygulamaya konan yeni basamak (teraslama) sistemiyle kısmen azaltılmış olacağını belirtti.

Taş ocakları basamak sistemine geçti

Jeoloji ve Madden Dairesi Müdürü Mustafa Alkaravlı, ülkemizde kırma kum çakıl (akrega), denizel kum çakıl, alçı mermeri, alçı taşı, mozaik taşı, çil yapı taşı ,tırak ve amber bentonit şeklinde 69 tane ruhsatlı ocağın bulunduğunu, ancak bunların 56 tanesinin faal olarak görev yaptığını söyledi.

Özellikle, en çok tepki alan veya göz önünde bulunan dağdan kırma kum çakıl (akrega) üretimi gerçekleştiren ocakların olduğunu belirten Alkaravlı, agrega üretimi yapan 19 ruhsatlı ocağın olduğunu ve 15 tanesinin şu anda faaliyette bulunduğunu söyledi.

Alkaravlı, taş ocaklarının çevreye verdiği zararın ve çalışma şekillerindeki eksikliklerin tespit edilmesi sonucunda, Çevre Dairesi, Jeoloji ve Maden Dairesi ile ilgili bakanlıkların 1Nisan 2004 tarihinde taş ocaklarının galeri sisteminden basamak sistemine geçişleri yönünde kararlar aldıklarını belirtti.

Alkaravlı, sektörde çalışan kişilerin yeni uygulamaya geçişlerini sağlamak için de, yasalar doğrultusunda işlemler başlattıklarını söyledi.

Güngör köy Değirmenlik arasındaki ocakların tümünün basamak (teraslama) sistemine geçtiğini söyleyen Alkaravlı, faaliyette bulunan diğer ocakların da sisteme geçiş için çalışmalar yaptıklarını belirtti.

Alkaravlı,taş ocaklarının çalışmaları sırasında ortaya çıkan çevre kirliliğinin basamak sistemiyle kısmen azalacağını vurguladı.

Çevresel kirlilik ve zarar kısmen azalacak

Alkaravlı, yeni sistemde kırma yapılan veya patlatılan dağın ön görünüşünün (ayna) basamak şeklinde yapılacağını söyledi.

Ocakların faaliyetleri sırasında oluşturacakları basamak yüksekliğinin 10 metre olacağını söyleyen Alkaravlı,terk edilirken oluşacak yüksekliğin 5 metre, üzerinde yürünecek basamağın da 2 metreye geleceğini belirtti.

Alkaravlı şöyle devam etti: "Bu şekilde çalışacak olan ocaklar, ekonomik ömrünü yitirip alanı terk ettiği zaman, bölgeyi ağaçlandırmaya uygun hale getirebilecek. Bu da çevreye verilen görsel kirliliğin daha aza indirilmesini sağlayacak. Basmak sistemiyle uygulamaya konan delik yöntemiyle patlatmadır ve bu tamamen kontrollüdür. Basamak sistemi yer katmanlarına geçmiş dönemde kullanılan galeri sisteminden daha az sarsıntı veriyor. Dünyada, söz konusu olayı en aza indiren çok özel patlayıcılar imal ediliyor. Bunlar, kendi içinde gecikme veren ve milim saniye aralıklarla patlayan gecikmeli kapsüllerdir. Delik yöntemiyle birlikte eğer gecikmeli kapsül kullanılırsa yer katmanlarına verilen sarsıntı minimum seviyeye inmiş olacak. Delik yöntemi dağın ön görünüşünün basamak şeklinde yapılmasına yardımcı olacak. Basamaklar, hazırlanıp ağaçlandırılır ise görsel kirlilik tamamen kaldırılamasa da kısmen azalacak."

Çevreye daha az zarar verebilecek nitelikte olan delik yöntemiyle ilgili bilgi veren Alkaravlı, söz konusu yöntemin ocağın ayna boyu ne kadar ise, onun yaklaşık bir metre derinine delik açıldığını ve içerisine patlayıcı konarak yapıldığını söyledi.

Alkaravlı ayrıca, kırma ve eleme işleminin yapıldığı sırada havaya ve çevreye yayılan toz ve patriküllerinin oluşmasını engellemek için de, taş ocaklarında su püskürtme sisteminin uygulanmaya başlandığını belirtti.

Su püskürtme sistemi de kullanımda

Söz konusu çevresel etkilerin yanında, elde edilen taşların kırılması ve elenmesi sırasında havaya toz partiküllerinin çıktığını ve bunun hem çalışanlar için hem de çevrede bulunan bitkiler açısından zararlı olduğunu söyleyen Alkaravlı, bu yönde de çalışmalar başlattıklarını belirtti.

Havaya ve çevreye yayılan tozların basınçlı su zerrecikleriyle bağlanarak indirildiğini söyleyen Alkaravlı, sistemin havya toz çıkmasını önlediğini belirtti.

Alkaravlı, ocakta taşların kırılması ve elenmesi sistemi kullanılıyorsa ve basınçlı su sistemi de kurulmuş ise ocaktan çıkan tozun yüzde 90 oranında azaldığını vurguladı.

Ülkemizde faal olarak çalışan ocaklardan 8 tanesinin basınçlı su püskürtme sistemini kurduğunu belirten Alkaravlı, diğer ocakların da maddi olanaklar çerçevesinde söz konusu sistemi getirtme çalışmasında olduğunu söyledi.

Alkaravlı, taş ocaklarının yenilenmesi konusunda çok ciddi tedbirler ve çalışmalar yaptıklarını ve bu yönde bakanlar kurulunun da destek verdiğini vurguladı.

Bakanlar Kurulu sektöre katkı koyuyor

Bakanlar kurulunun da taş ocakçılığı sektörüne destek verdiğini belirten Alkaravlı, kurulun, ağustos ve haziran aylarında iki karar çıkardığını ve bu kararlar doğrultusunda taş ocakçılığı için yurt dışından getirilecek araç ve gereçlere KDV muafiyeti getirildiğini söyledi.

Alkaravlı şöyle devam etti: "Alınan kararlar doğrultusunda, haziran 2004 tarihinden itibaren getirilen taş ocağı amaçlarında kullanılan araçların toplam bedeli yaklaşık 6 buçuk trilyona ulaştı. Bu da sektörün ve sektördeki yatırımın boyutlarını göstermek için ilginç bir örnektir. Altı buçuk trilyon, bizim ülkemiz şartlarına göre iyi bir makine araç gereç yaptırımıdır.

Bunu da bakanlar kurulu sağladığı için, sektörün içinde bulunan insanlar da, bundan yararlanarak az önce bahsettiğimiz yöntemlere geçiş için bir hazırlık yapmışlardır ve yapıyorlar da. Araçların içinde delik açıcı makineler, kaya kamyonları ve en önemlisi su püskürtme sistemleri var. Yapılan tüm çalışmalar tabii ki sektörde canlılık getirdi ve 2003 yılında 5 bin ton olan günlük üretim 2004'de 12 bin ton seviyesine çıkmıştır.

Taş ocakçılığına, 6 buçuk trilyona yakın yatırım gerçekleştiriliyor, o yatırımlar tamamlandığında gerekirse çalışma saatlerinde de artış yapıp 2005'te üretimin, günde 25 bin ton olmasını hedefliyoruz ki sektörün tüm gereksinimlerine tamamen cevap verebilsin."

Ocakçılık sektöründe eksik yönler de var

Taş ocakçılığı sektöründe bazı yönlerde planlı çalışmalar yapılmadığı için hataların da olduğunu söyleyen Alkaravlı, taş ocaklarının köylere ve şehirlere yakın olmasının doğru olmadığını belirtti.

Kozanköy, Akçiçek, Boğazköy, Güngörköy, Değirmenlik ve Alevkayası'nın bu yönde örnek olduğunu söyleyen Alkaravlı, en doğru kararın taş ocaklarının belli bir alanda toplanması olduğunu belirtti.

Ocakların yerleşim yerlerine yakın olmasının, bölgelere patlatmalardan dolayı titreşim yayıldığını ifade eden Alkaravlı, yapılan kontrolsüz bir patlatmanın ise evlerin duvarlarında çatlaklıklar, sıva düşmeleri ve hava şokuyla pencerelerde titreşimi meydana getirdiğini söyledi.

Alkaralı şöyle devam etti: " Patlayıcı kontrollü bir şekilde yapılır ise bu tip evlere ve yerleşim birimlerine herhangi bir zarara, probleme yol açmaz. Amacımız da bu halde bir patlatma türünü geliştirmektir.

Bizim taş ocaklarında yapamadığımız diğer bir nokta da, standardı ve kaliteyi bugüne kadar belirleyemedik. Bu önemlidir, inşaatta malzeme kullanılırken bunun kalitesini bilmeniz gerekir. Çünkü, inşaatın ömrü veya dayanıklılığı düşer. Bunu çözmek için de DAÜ ile işbirliğine girdik. Alınacak örneklerle 12-13 çeşit gözlemler yapılabilecek. Devlet, 2005'te bize maddi katkı sağlarsa bu yönde de çalışma yapmayı planlıyoruz."

Taş ocakçılığı artık kontrol altında

Çevre Dairesi Planlama ve Araştırma Şubesi sorumlusu Tuncay Oydaş da, Jeoloji ve Maden Dairesi ile taş ocaklarının iyileştirilmesi için uzun yıllar çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Geçmiş yıllarda, çevre dairesi olarak taş ocakları için sadece izin mercilerine görüş bazında bilgi verdiklerini belirten Oydaş, 1997 yılında "Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED)" tüzüğünün yürürlüğe girmesiyle bazı faaliyetlerin belirlendiğini ve taş ocaklarının söz konusu tüzük çerçevesinde komisyon tarafından değerlendirilmeye alındığını söyledi.

Oydaş, taş ocaklarının hazırladığı raporların incelenmesi sonucunda, komisyonun kararı olumlu veya olumsuz olsa da izin mercilerinin uymak zorunda olduğunu belirtti.

Tuncay Oydaş konuşmasına şöyle devam etti: " Taş ocaklarından her yıl verdikleri işletme projeleri ile birlikte çevre etki değerlendirmesi tüzüğüne bağlı raporlar hazırlamalarını istiyoruz. İzinleri halen devam eden ocaklardan geriye dönük, iznini yenilemek isteyenlerden de yeni olacak şekilde raporların hazırlanmasını talep edip bunların değerlendirmesini yapıyoruz.

Buda, bize çalışma şekillerinden bir çok noktaya kadar bilgi sahibi olmamızı sağlıyor. Hazırlanan raporların değerlendirilmesi sonucunda komisyon izinlerinin devam edip etmeyeceği yönünde kararlar alıyor."

Raporlar kontrol açısından önemli

Oydaş, hazırlanan tüm raporların taş ocakçılığı sektörünün kontrol altında tutulması acısından faydalı olduğunu belirtti.

Oydaş, Ağustos 2004 tarihinde bütün yatırımcılardan işletme ve ÇED raporlarının içerisine yeni sisteme geçişlerini sağlayacak maddeleri koyduklarını ve yapılacağına dair garanti imzası aldıklarını söyledi.

Söz konusu raporlara eklenen maddelere uymayan taş ocaklarının kapatılacağını söyleyen Oydaş, yeni sisteme geçişin olabilmesi için zaman gerektiğini ancak yatırımcılardan 3 ay öncesine kadar koşulların yerine getirilmesi veya bu yönde çalışmaların başlatılması için süre tanıdıklarını belirtti.

Her yıl hazırlanan işletme projelerinin ocağın çalışma durumunu öğrenme açısından önemli olduğunu söyleyen Oydaş, projenin içeriği yönünde de şu bilgileri verdi: " İşletme projesi taş ocağının mevcut durumu ve ocağın konumunu öğrenme açısından önemli. Proje, ocağın rezerve durumu, işletme ömrü, tesis kapasitesi, işletme şekli ve yöntemi, kullanılan patlayıcı miktarı ve patlayıcı patenti, terk edilirken alınacak şekil ve çalışırken uygulanacak emniyet tedbirleri yönünden geniş bilgi sağlıyor.

Biz, söz konusu projeyle birlikte ÇED raporlarına basamak sistemini hayata geçirecek maddeleri de koyduk. Yaptığımız denetimlerde de taş ocaklarının bir çoğunun sisteme geçiş yaptığını, bazılarının da geçiş yönünden çalışmalarını sürdürdüğünü gördük."

Basamak sistemi daha avantajlı

Oydaş, basamak sistemi ile kullanılacak patlatma modeli olan delik sisteminin, geçmiş dönemde kullanılan galeri sisteminden daha avantajlı olduğunu söyledi. Yeni sistemin, görsel açıdan daha düzgün yüzeyler, emniyetli işletmeler, rantabıl çalıştırma, daha yüksek verim eldesi, patlayıcının paylaşımı, daha az titreşim, kontrollü patlatma ve terk edilirken ağaçlandırma olanağı yönünde faydaları olduğunu söyleyen Oydaş, yatırımcıların söz konusu sisteme geçişi için çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

Oydaş, ÇED raporları ve işletme projelerine basamak sisteminin hayata geçirilmesi için konan maddelerin de şunlar olduğunu söyledi:

"Kırma eleme tesislerinden çıkacak tozun çevreye vereceği olumsuz etkileri önleyecek kapalı sistem veya su püskürtme sistemi kurulması, galeri patlatma yerine işletme planında belirtilen hususlara uyularak basamak sistemine geçilmesi, her yıl hazırlatılacak işletme planlarının Jeoloji ve Maden Dairesi'ne sunularak onaylatılması, hafriyat toprağı ve atık malzemenin görsel ve çevre kirliliği yaratmayacak bir yerde toplanması, ocak terk edilirken çevre Koruma Dairesi'ne onaylanacağı rehabilitasyon projesinin uygulanarak ocak yerinin çevreye uyumlu hale getirilmesi, ocak içinde tüm tali ve servis yollarında toz kalkmaması için tedbir alınması."

Yeni izin verimi yok

Oydaş, yeni taş ocağı açmak için yapılan müracaatlara izin verilmediğini söyledi. Oydaş, daha önce izinlerin verildiğini, fakat şuanda beşparmak dağ sırasında, ocak kurmak için izinlerin verilmediğini söyledi.

Oydaş izinler konusunda şunları söyledi:"Dairemizin tespit ettiği gözden uzak bazı bölgeler bulunuyor, yeni yapılan müracaatları oralara yerleştirme imkanımız var. Ancak, biz daha fazla görsel kirlilik veren ocaklara o yerleri açmayı düşünüyoruz. Çünkü, 8 seneden 25 seneye kadar ömrünü yitirecek ocaklar var. Bu ocakların nereye taşınacağı sorun olacak. Taş ocakçılığı, çok pahalı bir sektördür ve şu anda faaliyette olan ocaklara verilecek gerekli malzemeler temin ediliyor. Geçen sene 5 bin ton olan günlük üretim, şimdi 11-12 bin ton günü yapılıyor ve 15 bin tona kadar da ihtiyaç olduğu ve bunun bile yeterli olmadığı söyleniyor. Çünkü, çok hızlı bir yapılaşma var ve talepler artı. Yapılaşma ne kadar devam eder bilemeyiz ancak, şu anda faaliyette bulunan taş ocakları yeterlidir. Daha fazla verilmesi gerekmez eğer eksiklik varsa tam kapasite çalışamadıklarından kaynaklanıyor, ocak sayısından değildir."

[ Geri ]
 
 
HABERLER
1.Taş Ocakları Kongresi 12-14 Ocak 2006 tarihinde Lefkoşa
Atatürk Kültür Merkezi'nde yapıldı.
 

Göçeri köyünde içme suyu nitelikli bir su kaynağı bulundu.

Girne'ye saatte 1500 ton su!

 

KKTC'DE Deprem Riski

 
Taş ocakları basamak sistemini kullanacak.
Jeoloji ve Maden Dairesi

Telefon : 0392 228 31 72 - 0392 228 29 19
0392 228 88 18 - 0392 228 88 19
Fax : 0392 227 35 59
Posta Adresi : 16 Ankara Sk.
Lefkoşa / Mersin 10 Türkiye
E-mail : geologyandmines@superonline.com
info@kktcjmd.org

Ana Sayfa | Hakkımızda | Sondaj | Jeoloji | Hidrojeoloji | Jeofizik | Maden

Patlayıcı Maddeler | Makina ve İkmal | Jeokimya - Su Kimyası | Projeler | GIS

Yasalar | Site Haritası | Ulaşım

Copyright 2006 © Jeoloji ve Maden Dairesi
Tüm Hakları Saklıdır.
Designed, Maintained and Hosted by
Kibris.Net